şimdi imbiğindeyiz hayatın
şimdi zamanın tam içinde
hızlı mı yavaş mı bilmediğimiz
şimdideyiz
ne geçmişiz ne geleceğiz
hep şimdiyiz
şimdi günleri sayarsın sıkılınca
bazen saatleri de saydığın olur
daha da sıkılınca
özlemek vardı dersin
dağların kavuşması gibiydi
o dağ bu muydu dersin belki de
dağın
kışın karanlığında görünmeyipte
yazın her günü tepesinden eksik olmayan
güneşe seslenişi gibi örneğin
ama özlemek yine vardır
elini tutarken
gözüne bakarken
nefesini duyarken de olur
ortasındaysan tam da aşkın
şehvetindeysen tam da yaşamanın
sonra deyip
hatta ölümden sonrayı nefes gibi sık kullananlar
şimdinin ve geleceğin cellatları var bir de
bizi korkuturken sonra ile
onların korktukları cehennem değildi mesela
cennette çok önemli değildi ödül olarak
tek korktukları
mutluluk ülkesi
düşünsene
dünya kadar bir yer
dünya kadar bir korku
pencerelerinde yağ tenekesinde çiçekler olan evlerin
sokakları bizim değil artık saklambaç oynadığımız
arkasına takıldığımı at arabaları yok olmuştu
biz büyüyünce
oysa ne çocuktuk ne büyük
şimdi olduğu gibi
ya ağlardık ya kanardık
çocuk kavgasında oyunda
canlarımız vardı
ölmek yoktu bizim oyunlarımızda
levılda atlamazdık zaten
bu yara başka
bu gözyaşı başka
bambaşka bir oyun
yürekleri dağlanmış dillerin en hisli dizeleriyiz
ki kırık dökük her yanımız
kar yağmış otobanda yem arayan yurtsuz kuşlar havalanır
ilkbahar çalan nağmelerde
yaralar birikiyor her yanımızda bir uzuv gibi
ya ağlarız ya kanarız
ölmedikçe şimdi
musa ertürk










