rose adası ve bizim adamız

kıyı köşe
kıyı köşe
rose adasi filmi
A+ A-

çok film seyretmem. tanıtımı ilginç gelen filmi merak ettim. açtım başladım izlemeye. oldukça romantik geldi. ilerledikçe bilim kurgu tadını almaya başladım. uzaysız ama. bazı yerlerde “artık senarist abartmış” demeye başladım. sonrasında anlattıklarını nereye bağlayacağını merak ettim. ve soluksuz bitirdim filmi. 117 dk alıp götürdü beni.

mucit bir mühendisin öyküsü gibi görünse de film bir anda dünyanın kurallarıyla boğuşan adamanın öyküsüne dönüveriyor.

yaptığı icatların ruhsat, plaka izin “sorunları” kurallar dünyasında cezaya dönüyor. eski sevgilinin “sen kendi dünyanda yaşıyorsun” sözüde fitili iyice ateşler. dönülmez yola böylece iyice girer kahramanımız. filmden mümkün olduğu kadar spoilersız anekdotlar vereceğim. babası her baba gibi bir işte çalışmasını ister. üstelik orta-alt tabakadan biridir. ve iş bir ada yapmaya kadar varır. ada onun dünyasıdır elbette. ve kendi kurallarını ya da aslında özgürlükleri olan devletidir.

sonunda bir play kulübü olarak görülen ada devlet olmak için her adımı atar. bm’ye başvurulur. para, resmi dil vb işler halledilir. ve sonun başlangıcı başlar. italya hükümeti ile gerginlik. avrupa konseyi derken italya hükümeti ile vatikan ilişkilerini görürüz. kahramanı vaz geçirmek için yapılan baskıları, yalnızlaştırmayı. paranın gücünü. hiç izin almadan çalışan, tam da aranan işçi modeli babanın işsiz bırakılmasını.

ve film biter kahramanımız kaybeder ama kazanır. kazanç final cümlelerinde gizlidir.

ve meğer bir film değilmiş. gerçek bir öyküymüş. keşke senaryo olsaymış dedim bir taraftan diğer taraftan gerçek olması çok daha harika dedim.  meğer gerçekte rose adası cumhuriyeti kurulmuş aynı filmdeki gibi. ve kahraman yıllarca film yapalım tekliflerini reddetmiş.

rose adası bana bizim adamızı da hatırlattı aslında: fatsa. birileri “imkansızı düşler” başarır. bu başarı güçlüler tarafından istenen bir başarı değildir ama. çünkü bu iyi örnekler, kötüdür. ya herkese yayılırsa bu düşünceler değil mi? hacısıyla devrimcisiyle meclisleriyle halkın yönetmesi de hoşa gitmedi. var olan saçma devlet kurallarından usanan insanların ayrılıp devlet kurması da düzene çomak sokmak olurdu. bunu sonucu zorlayıp ben çıkarmıyorum filmdeki antikomünist cümlelerden söylüyorum. zaman 1968 ayrıca.

o zaman filmin son cümlesine benzer bir şey söyleyerek bitireyim: önemli olan dünyayı değiştirmek, ya da denemiş olmaktır.

musa ertürk

Paylaş:

Yazar Hakkında

Yorumlar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Fill out this field
Fill out this field
Lütfen geçerli bir e-posta adresi girin.
You need to agree with the terms to proceed

İlginizi Çekebilir

facebook

instagram

twitter

en yeniler

en popüler

kıyı köşe

ismin halleri

madalyanın onuru

Bir yarışta (resme bakın), Kenya’yı temsil eden atlet Abel Mutai,…
Menü