her ilkbahar bu coğrafyada toprak kanar gelincik gelincik umudu fısıldayan papatyalar arasından insana bakan pencereleri vardı evlerin yağ tenekelerindeki çiçekleri…
nutuklar gönderiyorum bedelsiz her coğrafyanın laf ebelerine kurduğum kürsülerde konuşun diye bu iletişim çağında sağır edercesine gözleri kinden dağlanmış kusursuz…
yağmur ıslatsaydı geçtiğin yerleri kokunu alırdım topraktan önce ya da toprağa değmis olsaydı ayakların aylakların izleri arasından seçer bulurdum oysa…
kanatlarina asılmış siluetleri gezdirirdi yoksulluğunda güneşin terorize vakitlerin kimliksizliğinde çarmıha gerilmiş muhammedi buldular ayak ucunda isa dua ederken hakka hasbihal…