sır değildi kimsesizler mezarlığında olduğumuz
künyelerimiz dişlerimizin arasındaydı
hazrolda
gökyüzü varken herkese
bayrak bayrak yeryüzü bölüştürdüler bize
ayaklara baktıramayınca bir türlü
ayaklarımıza
ne hrantın
ne ermenekli amcanın
buhar olup karbon yüklü bulutlarda
görünmez olan hayatlarımıza
ıssızlığın ortasında
anlamını yitiren kelimeler sarayı kuruldu
sözcükler uygun adım dizildi
dili lal hattatlar güzel yazılar yazdı
çiçek kelimesine çiçek açtırmak için
sonra çiçekler soldu
sonra arılar ?
ilk kez ağladığımı anladım
nefesim azalınca
edepsiz kelimeler doluyor artık ağzıma
isyanın kıvılcımı gibi
gözümü sildikten sonra
edepsiz kelimeler doluyor ağzıma
isyanın kıvılcımı gibi
sonra ceset torbası günler seriliyor
ömrümüze
bahşedilmiş de
nankörlükten mundar etmişiz gibi
musa ertürk










