çocuklar için yeşil kitaplık

eğitim
eğitim
A+ A-

çocuklarımızı üzerinde yaşadığımız gezegene saygı duyan bireyler olarak yetiştirebilmek için biz ebeveynlerin öncelikli görevi, erken dönemde doğa sevgisi verebilmek. onların minik omuzlarına taşıyabileceklerinden fazla yük ve korku bindirmeden, doğayla oyun arkadaşı olmalarını sağlamak, bu yolda atacağımız ilk adım. İkinci adım ise doğayla ve yaşadığımız çevreyle uyumlu, sürdürülebilir yaşam tarzı benimsemeleri için doğru rol modelleri sunan çocuk kitapları seçmek. ( metin yesilgazete.org sitesinden alınmıştır.)

  • toprak ana masalları
    çocuklarımızı üzerinde yaşadığımız gezegene saygı duyan bireyler olarak yetiştirebilmek için biz ebeveynlerin öncelikli görevi, erken dönemde doğa sevgisi verebilmek. onların minik omuzlarına taşıyabileceklerinden fazla yük ve korku bindirmeden, doğayla oyun arkadaşı olmalarını sağlamak, bu yolda atacağımız ilk adım. İkinci adım ise doğayla ve yaşadığımız çevreyle uyumlu, sürdürülebilir yaşam tarzı benimsemeleri için doğru rol modelleri sunan çocuk kitapları seçmek. 
    toprak ana masalları, çocuk kitabı kategorisinde yer alsa da kitabın her yaştan insana hitap eden bir dili var. Kelimelerle ve sade çizimlerle yaratılan bu zamansız dünyada okuru hindistan’dan avusturalya’ya, Yemen’den kolombiya’ya diyar diyar gezdiriyor. Kendi düzenimizde yapacağımız ufacık değişikliklerle doğayı kurtarabileceğimizin umudunu aşılıyor. hint masalı’nda tek dalı kesilen bir ağacın dengesinin nasıl bozulduğunu öğrenirken, amazon yerlileri masalı’nda bir yangından kurtulmak için minicik bir damlanın bile önemini anlıyoruz. “denizi sömürmek çok tehlikelidir çünkü deniz, vermeyi bildiği gibi almayı da bilir.” ifadesiyle aşırı avlanmanın hazin sonuna Cap-Vert masalı ile şahit oluyoruz. guajira çölü masalı yaşam kaynağına dönüşen sihirli bir yağmur ağacının hikayesini anlatıyor. Coğrafyalar değişse de aslında her hikaye aynı temayı işliyor ; “doğa ile uyumlu yaşamayı öğren ve öğret”.
  • ekolojik mahalle
    türkiye’de ekoloji ve yeşil politika alanında yayınlarıyla tartışmaları başlatan yeni insan yayınevi’nin çocuklar için başladığı fide serisi’nin ilk kitabı olma özelliğini taşıyor.
    ekolojik mahalle başlarken mahalleden dört arkadaşın bir hedefi var, bir kafe inşa etmek. bu kafe, topluluk bahçesinin içinde olacak ve kafeyi inşa etmek için ihtiyaç duydukları parayı hep beraber toplamaları gerekiyor. kitap kahramanlarımızdan lily, bize mahalleyi gezdirir gibi anlatmaya devam ediyor ve işe garaj satışı ile başlıyorlar. tek kullanımlık ürünlerin bu kadar hayatımıza hükmettiği ve bu ürünlere gerçekten ihtiyacımız olup olmadığını düşünmediğimiz bir noktada, giderek yaygınlaşmaya başlayan garaj satışları farklı bir sorgulama başlatıyor. lily, arkadaşlarıyla beraber yaptıklarını anlatırken duruyor ve soruyor: ‘’sence gerekli parayı toplamak için başka neler yapabiliriz?’’ kitap böyle etkileşimli bir şekilde devam ediyor.
  • isabella ile çetesi: dönüşüme uğrayan balıkların sırrı
    isabella 8 yaşında. şehirde yaşıyor ama şimdi annesinin çocukluğunun geçtiği köyde, onun eskiden yaşadığı evde. her yaz, tatilin bir bölümünü burada geçiriyorlar ancak bu yaz daha uzun kalacaklar. çünkü isabella’nın babası bir yazar ve bu bol pencereli, aydınlık evde daha verimli çalışabileceğini düşünüyor. İlham perileri izne çıkmış olmalı zira şimdilik tek satır yazamadı. uzayan sakallar ve buruşturulmuş, yere atılmış kâğıtlar onu ele veriyor. yazmak yerine evi temizliyor ve yıllar içinde yığılmış, gereksiz ıvır zıvırları ayıklamak konusunda karısına yardım ediyor. atılacak ne çok şey var: eski kasetler, şilte, kırık bir elbise dolabı, irili ufaklı naylon sepetler, perdeler, damla taşlı bir avize ve daha neler neler…

    yaz tatili isabella için hiç de iyi geçmiyor. öğle uykusu baskısı da cabası. bir karar veriyor. ya tüm yazı evde sıkıntıdan patlayarak geçirecek ya da bir çete kuracak.

  • hayvan kurtarma – bir hayvan haklarına giriş denemesi
    yazının sonundaki künyede kitabın yazarına da yer verdim ama aslında bu kitabın bir yazarı yok, yaratıcısı var! böyle demek daha uygun düşüyor; çünkü kitabımız bir sözsüz kitap! yani kitapta yazı yok, resimler var. kitaptaki transparan sayfalar sayesinde resimler çift anlam barındırıyor. transparan sayfaları çevirince kendimizi yeşillikler içerisinde yemlenen tavukları kapalı ve karanlık bir tavuk çiftliğinde buluveriyoruz. ya da bir ağacın kenarına kıvrılıp uyuyan bir tilkiyle şık giyimli bir kadının boynunda bir atkı olarak karşılaşıveriyoruz. kitap, bu transparan sayfalar yöntemiyle okura hayvanların olmaları gereken yerin neresi olduğunu sorduruyor. sayfaları çevirerek hayvanların yaşamaları gereken yerde, kendi yaşam alanlarında yaşamalarını sağlayabiliyorsunuz; yani kitabın sözüyle hayvan kurtarıcısı bir kahramana dönüşebiliyorsunuz. Kitap bu anlamda, hayvan hakları konusuna bir giriş niteliğinde.
  • kitaba adını veren dayı cicccillo, renkli bir kahraman. neredeyse hiç alışveriş yapmadan yaşayabilmesini insanların döküntü zaaflarına borçlu. döküntü ne mi? ciccillo’nun sözleriyle açıklayayım:

    “herkesin her gün aldığı şeylerin büyük bir kısmı döküntüdür. başlarda bunu fark etmek zordur, çünkü döküntü öyle bir şeydir ki, kendisini çok gerekliymiş gibi göstermede ustadır. bu kandırmacayı anladığımızda artık çok geç olmuştur. dolaplar, raflar, büyük küçük bütün odalar, her yer ağzına kadar gereksiz kutularla doludur. ama insanoğlu tuhaftır, sahip olduğu döküntüsüyle yetinmez, hep daha fazlasını ister! ev bu döküntüyle dolup taşınca, alışverişi keseceğine, gereksiz yeni pılı pırtıya yer açmak için hepsini kaldırıp atar.”

    işte ciccilllo bu döküntüleri toplar ve onları dönüştürür. döküntü ekspresi adını verdiği kamyonet de bu döküntülerden birisidir ve eline ilk düştüğünde bir hurdadan farksızdır. Şimdi gıcır gıcır olan kamyonetin iki hüzünlü yolcusu vardır: iole ve lorenzo. çünkü anneleri hastanededir ve o iyileşip taburcu olana kadar dayılarının yanında kalacaklardır.

  • eve yolculuk: bir yurtsuzluk ve yolculuk hikayesi
    insanın doğaya karşı yıkıcılığının yaşam alanlarını yok ettiği hayvanların hikayesini anlatıyor. aslında savaşlarla evlerini kaybeden insanların yaşadıklarına benzer şekilde hayvanlar da ekolojik tahribatlar ve insanın vahşiliği sonucunda evlerini kaybediyorlar. buzulların erimesi sebebiyle kutup ayıları, bambu ağaçlarının yok olması nedeniyle pandalar, ormanların tahrip edilmesinden dolayı orangutanlar, avlanma nedeniyle filler evlerinden oluyorlar. Şüphesiz bu yıkıcılığın kurbanları yalnızca kutup ayıları, pandalar, orangutanlar ve filler değil.

 

Paylaş:

Yazar Hakkında

Yorumlar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Fill out this field
Fill out this field
Lütfen geçerli bir e-posta adresi girin.
You need to agree with the terms to proceed

İlginizi Çekebilir

facebook

instagram

twitter

andan

aynı pozisyonda tartışmasız güneş gibi parlak iki penaltı var. ama hakem maçı bitirdi. fb hoca değiştirirse şampiyon olur ama.
kiraz fiyatlarının enflasyon sepetinde olmadığını iddia ederim ama ispatlayamam.
şaban hakan “şampiyonlukların 8’i direkt, 14’ü en direkt sayemizde oldu.” mu demiş? hangi takım ki ??
6S’nin şampiyonluk hasreti 1973Ten bu yana 52 yıla çıktı. x’den alıntı. (determinist )

en popüler

köşe vuruşu

eğitim

günden

Menü