her güne trajik, akıl almaz olaylarla başlamanın “olağanlığı” mıdır, yoksa beraberinde iyice bencil ve edilgen olmak mıdır çözemedik bir türlü.
iş yaşamından iş kazalarına, randevu alamamaktan sağlık çalışanına şiddete, işsizlikten geçinememeye, eğitimdeki katmerli sorunlardan şiddete hepsinde sistemin sapır sapır döküldüğüne tanık oluyoruz maalesef. üstüne üstlük adalet önünde eşitlik, yasaların ve anayasanın uygulanmadığına dair belirlemeler, örnekler de resmen üzerimize boca ediliyor. ve koskocaman bir umutsuzluk hali.
kimsenin ruh hali sağlıklı değil. geçen yıl bu hava altında sağlıklı çalışamayacağımı anladığımda emekli olmuştum. sevdiğim, hayatımın çok büyük bölümünü kapsayan öğretmenlik mesleğimden. geçen günlerde bir okul idarecisinin öğrenciye olan şiddetinin videosunu gördüğümde ilk bunları hatırladım.
sonrasında hem bir baba hem de öğretmen olarak kafa yordum olay sonrasındaki tepkilere. okul aile birliğinden, sendikalara kadar oldukça çevresel bir destek sağlandığını gördüm şiddet uygulayan idareciye. ilginç geldi bana. ilginç çünkü şiddeti savunmaktır olan biten. kaldı ki öğrenci bir çocuktur. hatta otistik bir çocuk. aklıma küçücük kız çocuklarına tacizde-tecavüzde bulunanların “rızası vardı” geldi.
kamu çalışanlarına yapılan şiddet saldırıları ne kadar suç ise bu da o kadar suçtur. öğrenciler çocuktur ve yetişkinlerin sorumlu olduğu irade ve kararlardan sorumlu değildir. öğrencilerin yaramazlığı, sorumsuzluğu, davranış bozuklukları ya da akran zorbalıkları birer önemli sorundur. ancak unutulmamalı ki okullar ve eğitim de bu sorunları çözmek onları gerçek dünyaya entegre etmek için vardır. okul bileşenleri de buna göre kendilerini geliştirme, sorumluluk almak durumundadır.
hala “dayak cennetten çıkmadır”, ” Eşeğin yavrusu sıpa, terbiyesi sopa” gibi sözleri eğitimin parçası olarak inananlar var demekki. şiddet şiddeti doğurur. öğretmen öğrenciyi, veli öğretmeni, doktoru, polis vatandaşı bu şiddet sarmalı öfkeyle daha da büyür ve içinde yaşanılamayan bir kalabalığa döneriz. ve kimliğin, toplumsal rolün ne olursa olsun bir gün bir yerlerde herkes bu şiddet ile yüz yüze gelir.
evet sağlığın, eğitimin, iş yaşamının sorunları vardır. düzeltilmelidir. ama başlayacağımız yer mazeret bularak olayı örtmek olmamalıdır. ki eğitimdeki şiddet ve sevimsiz okul atmosferi, sendikaların eğitimdeki rollerini ayrıca incelemek gerekir.
son söz şiddet amasız fakatsız kınanmalıdır. şiddete mazeret bulunamaz. çünkü cinsiyet rollerine, kadınlara, etnik kimliğe, dünya görüşüne de şiddete dur diyebilelim.










