erkek düzene, kiliseye rağmen kadın: katherine

ismin halleri
ismin halleri
A+ A-

O dönemde İngiltere’de parlamentonun gayriresmi radikal kanadında yeni bir siyasi yapılanma ortaya çıkmıştır. Kent yetkilileri ve parlamento üzerinde baskı kurmak isteyenlerden oluşan, radikal dinsel tarikatlara karşı baskıcı önlemler alınmasını ve Kilise’nin İskoç modeline yakın, başka bir deyişle Presbiteryen çizgide reform yapılmasını isteyen bir grup bulunmaktadır. Özellikle Londra’da, Presbiteryen harekete karşı olarak, yeni ortaya çıkan ayrılıkçı kiliselerden ve kuşkusuz radikallerden oluşan “Toplumsal Eşitlikçi” diğer bir grup da (Independent) bulunmaktadır. Chidley bu gruba dahil olarak çalışmalara aktif bir şekilde katılmıştır. 1632 yılında Lilburne ailesi ile tanışacak olan Katherine Chidley, ilerleyen yıllarda kadın hakları için mücadele eden toplumsal bir figür haline gelmiştir.

Katherine Chidley, Elizabeth Lilburne ve Mary Overton İngiltere’nin ilk kadın hakları dilekçesini hazırlayan isimlerdir. Bu görev esasında onlar için en zor olanıdır; çünkü o zamana dek ikincil konumlarını benimsemiş ve göz ardı edilmiş, haklarını hiç sorgulamamış kadınlar için atılan ilk adımdır. Tüm önyargı ve korkulara rağmen on binden fazla kadına bu dilekçeyi imzalatırlar ve 25 Nisan 1649 tarihinde Avam Kamarası’na dilekçeyi sunarlar. Aldıkları cevap yine evlerine ve eşlerine, ev işlerine geri dönmeleri yönünde olur. Bunun üzerine davasından vazgeçmeyen Chidley, 5 Mayıs 1649 tarihinde “Alçakgönüllülük Dilekçesi”ni (Humble Petition) hazırlar. Leveller kadınlarının tasavvur ettikleri Tanrı ve din anlayışı ile kadın – erkek eşitliğini tanımlar ve bu eşitliğin mülk paylaşımları üzerinde de uygulanmasını talep eder. Leveller hareketi istediği desteğe ulaşamayınca öncüleri mahkemeye çıkarılmaya başlanır. 1653 yılında John Lilburne mahkemeye çıkarıldığında, Chidley onu savunmak üzere Barebone Parlamentosu’na altı bin kadına imzalattığı dilekçeyi sunar; fakat dilekçe sadece kadınlara imzalatıldığı için geçersiz sayılır. Kadınların konumunun perçinlendiği ve bu fikrin Kilise ve aristokrasi tarafından yıllarca benimsetildiği düşünüldüğünde, haklarına kavuşmak için ciddi ve uzun mücadeleler vermek zorunda olmaları olağan bir sonuçtur. Bu sebeple haklarına kavuşmak için ilk olarak 1918 tarihini beklemeleri gerekmiştir. Bu tarihte 30 yaşını doldurmuş kadınlar oy verme hakkına sahip olacaktır. On yıl sonra ise kadın – erkek eşitliği oy hakkı hususunda sağlanacaktır.

Katherine Chidley, bir kadının kocasının arkasına sığınmadan, hem kendi hem türdeşlerinin hakları için ve hem de ailesi için, zaman zaman tek başına mücadele vermiş ve ataerkil önyargılara asla boyun eğmemiş bir kadındır.

kaynak: gaiadergi

Paylaş:

Yazar Hakkında

Yorumlar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Fill out this field
Fill out this field
Lütfen geçerli bir e-posta adresi girin.
You need to agree with the terms to proceed

İlginizi Çekebilir

facebook

instagram

twitter

en yeniler

en popüler

kıyı köşe

ismin halleri

Menü