camdaki gölgeler – yalan tanrısı

karınca
karınca
A+ A-

insanlar camdaki gölgeler haline geldiğinde filmin son sahnesiydi. önceleri barınak yapmışlardı kendilerine. yırtıcı hayvanlardan korunmak için. sonra duvar örmeyi öğrenen insan daha kendini hapsettiğinin hiç mi hiç farkında değildi. pencereli duvarlar olsa da zaten daha çok dışarıda yaşıyordu. ne varki ne zaman hükmetmeye başladı doğaya işte o an dünyaya hükmederken kendini hapsediyordu. artık barınak bir sığınaktı. kederlerden, yoksunluktan ellerin başı kavradığı haneler oldu. içerde çaresiz, dışarda hükmeden. sonra o sığınakları doldurma yarışana girdiler. bin bir türlü eşyalar, süsler …varsılın da yoksulun da haneleri aynı. sadece belki markaları farklıydı. ve o dünyaya hükmeden insan eşyaların hizmetkarı olmuştu. ne birbirlerini görüyorlar ne duygu hissediyorlardı. işte o andı. kırılma anı. camların kırılmadığı, gölgelerin camlara asıldığı an.

inançlardaki sevap, haram bonusları da bu camdaydı. mevsimlik indirimlerle beraber. çeşit çeşit bayraklar yanda. insanın var olduğundan itibaren, en güçsüz anlarında yardım dilediği tanrı evleri kapanmıştı. kutsal kişiler dillerine kilit astılar. mırıl mırıl bişey diyenleri oldu arada. o kadar. bir taraftan camdan kuleler göğe doğru tırmanırken diğer taraftan doğa övgülü yeni yaşam alanları pazarlayan kişi yalan tanrısının ta kendisiydi.

işte tüm bunları birisi çıkıp söyleseydi, bir insan. kendisi gibi yani. kimse dönüp bakmazdı. insanın en iyi, en çok yaptığı inanmaktır çünkü. bir de kendi yaptıklarının eseri olmak elbette.

 

Paylaş:

Yazar Hakkında

Yorumlar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Fill out this field
Fill out this field
Lütfen geçerli bir e-posta adresi girin.
You need to agree with the terms to proceed

İlginizi Çekebilir

facebook

instagram

twitter

en yeniler

en popüler

kıyı köşe

ismin halleri

Menü